Gelin Yalova ya Hava Harp Okulu öğrencilerinin yaz kampına gidelim.

14 Temmuz sabahı. Saat 5:45

Nöbetçi:
-Arkadaşlar kalkın. İçtimaya son 15 dakika.
Herhalde nöbetçi, arkadaşlarının sabah sporu için 15 dakikada hazır olabileceklerini düşünmüştü ki zaten bir askeri öğrencinin hazırlanması için ideal bir süredir.
Öğrenciler kalkıp giyinip koşa koşa içtimaya geçiyorlar. Bölüğün başında bir takım komutanı. Sürekli saatine bakıyor. Son 3 dakika. 2 Dakika. 1 Dakika. 30 Saniye. Bağırmaya başlıyor. 10,9,8,7,6,5,4,3,2,1 DUR!!!
Arkada kalan 8 kişi. Olduğu yerde duruyor. Hemen esas duruşa geçiyor.
Takım komutanı bağırmaya başlıyor.
-Nasıl geç kalırsınız!!! Buraya uyumak için gelmediniz!! Kendinizi geliştireceksiniz, uykusuzluğa alışacaksınız. 15 dakikada hazırlanamıyorsan daha erken kalkacaksınız. Şınav pozisyonu al.
Takım komutanın bu emri aslında sadece o 8 öğrenciye olmasına rağmen tüm bölük şınav pozisyonuna geçer. Hep birlikte, takım komutanının talimatıyla şınav çekerler. Arka taraflarda güçsüz olanlar 15. Şınav dan sonra pes etmeye karar verirler fakat devam etmek zorundadırlar. Çünkü onlar pes ederlerse arkadaşları fazladan şınav çekecektir. Tüm güçlerini toplarlar devam ederler.
-Ayağa kalk! Yarın geç kalırsanız size daha güzel sürprizlerim olacak. Geçin yerinize.
Bölük koşuya başlar. Arkada iki arkadaş muhabbete başlar.
-Kanka böyle yoruluyoruz falan ama güzel oluyor.
-Aynen kanka bir de şu geç kalanlar olmasa sanki daha bir güzel olacak. Neyse.
-Bence geç kalmaları sıkıntı değil kanka. Baksana bizde spor yapıyoruz. Önceden 15. şınav da kolumda derman kalmazdı şimdi bıraksan 80 tane çekerim 2 dakikada. Güzel güzel. Kamp sonunda gör bak bide bizi efsane olacak.
Başka bir takım komutanı gelir.
-Siz ikiniz çıkın.(Koşmaya devam ederler). Ne konuşuyorsunuz.
-hmm kom…
-Sus cevap vermeeeee! Buradan hızla koşarak bölüğün önüne geçin. Sonra en arkaya depar atacaksınız. Sonra yanıma geleceksiniz. Başla.
Koşarken ikisi.
-Ulan yine yakalandık. Konuşurken etrafa da bak arada. Neyse koş koşşşşş.
Öyle böyle derken spor biter.
Bölük içtimaya geçer ve dağılın emrini bekler.
Takım komutanı.
-PAYDOS!!!!
Paydos emriyle öyle bir curcuna kopar ki spor sırasında en arkada kalanlar öyle bir depar atar ki duş sırasına inanamazsınız. Duş alıp kahvaltı için içtimaya sadece 30 dakikaları vardır. Duşlar alınır. İçtimaya geçilir. Her zaman ki gibi yine geç kalanlar olur. Bölük olarak bir şınav turu daha yapılır.
Kahvaltıda yine aynı iki arkadaş bir araya gelir. Yanlarına da Tim Komutanları oturur. Beraber kahvaltı yaparlar. Muhabbet ederler.
Tim komutanları sorar:
-Gençler nasıl ilk gün.
-Komutanım bence güzel başladık.
-Evet komutanım bence de. Kamp sonunda hepimiz baya dayanıklı hale geleceğiz. Komutanım sizin zamanınızda nasıldı? Yani bu şekilde devam mı edecek yoksa eğlenceler falan olacak mı?
-Bizim zamanımızda akşamları film izliyorduk. Sanırım 2 kere izne çıkmıştık. Ama genel olarak programımız aynı. Sizinle de akşamları film izleyecez. Programda 24 Temmuz da bir gezi gözüküyor. Sanırım geziden sonra serbest kalacaksınız.
Diye muhabbetleri devam ediyor. Sonra bu iki arkadaş odalarına geçiyor.
– Kanka ya baksana adama teğmen ya bitirmiş okulu. Bi biz bitiremedik. 7 yıldır okuyoruz bitmiyor. Neyse yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. 2 yılımız kaldı be. Ah be ne hayallerim var. İnşallah hepsini gerçekleştireceğim. Önce babamın kredi borçlarını ödeyeceğim. İlk bir onlar rahatlasın. Sonra bir kredi çekip araba alacağım. Sonra da sevdiceğimle bol bol gezeceğim. Biliyor musun? Belki de mezuniyet töreninde ona evlenme teklifi bile edebilirim. Vay be insan çok sabırsızlanıyor ya 30 Ağustos 2018 için. Neyse ya baksana tam tamına 775 gün kalmış. Böyle deyince sanki daha bir az gözüktü.
-Haklısın ya 775 gün. Neyse bakalım önce şu kampı bi bitirelim. Baksana baya bir yorulacağız gibi. Sonra onunda hayalini kurarız.
Saat 1700
Akşam yemeği için içtimaya geçerler.
İçtimaya Bölük komutanı gelir.
-Arkadaşlar saat 1800 da herkes burada olacak. Kimse geç kalmasın.
Yemek yenilirken masada herkes birbirine sorar:
-Bu ne içtiması arkadaş ya ha bire içtima da içtima.
Kahvaltıda tim komutanıyla konuşanlardan birisi:
-Kanka akşam film izlicez herhalde. Onun için. Sabah kahvaltıda tim komutanı söyledi.
-Hadi ya ciddi misin? İyiymiş o zaman.
1800
Tabur komutanı gelir.
Tabur komutanı içtimadaki öğrencileri grup grup ayırmaya başlar.
Tabur komutanı:
-Arkadaşlar şimdi sizleri ayırdık. İlk üç grup burada hazır bekleyecek. Diğer gruplarla beraber Güven eğitimi yapacağız. Daha sonra diğer gruplar da dahil olacak. Şimdi İlk gruplar gidip teçhizatlarınızı ve silahlarınızı alın.
İki arkadaş arasında:
-Kanka hani film ya bu ne güven eğitimi de ne ya??
-Bende bilmiyorum kanka herhalde atış falan yapacağız? Yürü bakalım göreceğiz ne olduğunu?
Herkes hazır bir şekilde içtimaya geçerler. Saat 18:35
Tabur komutanı:
-Arkadaşlar şimdi gelen servislere siz geçin bekleyin birazdan yola çıkacağız.
Servislere geçerler.
Sabah kahvaltıda muhabbet eden üçlü aynı servistedir.
-Komutanım ne oluyor? Güven eğitimi de ne? Ne yapacağız?
-Arkadaşlar ben de olayları bilmiyorum. Herhalde alay komutanında emir gelmiş. Birazdan detayları öğrenir size anlatırım.
-Tamam komutanım.
Teğmen servisten iner.
Yaklaşık 10 dakika sonra döner.
-Arkadaşlar tatbikat varmış. Servisle yola çıkacağız. Bende bu kadarını öğrenebildim.
-Anlaşıldı!
1900
Servisler yola çıkar.
İki arkadaş arasında konuşmaya başlar.
-Kanka ne oluyor ya? Nereye gidiyoruz ki?
-Bende bilmiyorum kanka sorup durma işte gidince göreceğiz?
Aradan 2 saat geçer.
-Kanka bu ne? Bu sesler ne neler oluyor dışarda ya?
-Baksana silah sesleri geliyor. Boğaziçi köprüsüne de baya yaklaştık.
-Oha şuna bak adam ateş ediyor. Oradakiler asker değil mi?
Tabur komutanı öğrencilere bağırır.
-Şarjör tak. Arkadaşlar bu gördükleriniz terörist. Polis üniforması giymiş teröristler. Ateş edin.
Tim komutanı bağırır arkadaşlar kimse ateş etmesin. Komutanım siz ne diyorsunuz? Ne teröristi. Polis bunlar yanındakilerde bizim milletimiz. Kimse ateş etmesin.
-Sen karışma teğmen. Silahını kaldır ve ateş et. Sana ne diyorsam onu yap.
Tam o sırada ateş dışarıdan gelen bir silahla teğmen vurulur. Arkadan o iki arkadaştan birisi ayağa kalkarak teğmenin yanına koşar. O sırada ateş edin diye bağıran tabur komutanı ön tarafta ateş etmemekte ısrar eden öğrencini birisini ayağına ateş eder. Ortalık karışır. İki arkadaştan yerinde kalanın arkasındaki muhafız kafasından vurulur. Bu sırada sivil halk servisin etrafını kapatır. Teğmenin başındaki MURAT halkın arasına karışır birden. Ne olduğunu anlamaz. Herkes vurmaya başlar. Bunu gören ENES yerinden fırlar. Arkadaşını kurtarmak ister. Fakat ne gücü yeter nede sözleri. O da girer milletin ayaklarının altına.

O sırada Murat’ın sevdiceği gelir gözünün önüne. 30 Ağustos’ta evlenme teklife edeceği. Sonra annesini görür. En son 13 Temmuz da telefonda konuşmuştu. Babasını, ablasını görür. Hepsinden özür diler. Ne olduğunu bilmiyordu. Sadece ona öğretilen kafasını korumaya çalışıyordu. Gözyaşları sel olmuştu. Onun sesini duydu. Yanında yıllardır beraber yaşadığı en iyi arkadaşı ENES in sesini duydu.

-MURAT kanka neden dövüyorlar lan bizi?
ENES’in soruları bitmiyordu.
-Ne bileyim ENES her şeyi biliyormuşum gibi bana sorma. EMRE Teğmen öldü galiba ENESSS!! Bu arada ENES ben nefes alamıyorum. Sanırım ölüyorum ben. Sevdiceğime selam söyle ENESSSS!!!
ENES:
-Söylerim söylemesine de boğazıma bir şey batıyor. Sanırım bende senle geliyorum kanka. Ulan 7 yıl hep senin yüzünü gördüm sana bu kadar alışmışken yalnız gidemezsin olum sen. Ben de geliyorum. Bensiz hiçbir yere gidemezsin.
Sonra hep bir ağızdan:
-Vatan Sağ olsun.
İkisi de gitmişti. Artık nefes almıyorlardı. Ama insanlar durmak bilmiyordu. Sürekli vuruyorlardı.

Sonra EMRE teğmen, RAGIP ENES, MURAT TEKİN bir araya geldiler. Olanları izliyorlardı. Orda kendilerini gördüler.
EMRE Teğmen:
-MURAT neden yerinden kalktın be aslanım. Size demedim mi ben. Kimse yerinden kalkmayacak diye.
-Komutanım siz vurulmuştunuz ne yapabilirdim.
-Ben vurulduysam vuruldum, siz niye geldiniz. Bak şimdi ikinizde benimlesiniz. Kalkmasanız arkadaşlarınız la olacaktınız.
-Komutanım sizi öylece yerde bırakamazdım.
-Neyse sağ olun aslanlarım. Aileniz sizi nasıl bulacak ki şimdi. Neyse onu da hallederiz. Hadi gelin gidelim artık.

muratragıpemre

Onlar hayalleri olan gençlerdi. MURAT TEKİN, RAGIP ENES KATRAN, EMRE DEMİRBİLEK. Kimisi çok güzel bir araba alacak, kimisi çocuğu parkta oynarken eşine “Sen git çok yoruldum azda sen koş peşinden” diyecek kimisi de ailesinin borçlarını ödeyecekti.
Kısaca onlar ailelerinin gurur kaynağıydılar. Hayatlarının en güzel zamanlarında bu hayallerine veda etmek zorunda kaldılar.

Ruhları şad olsun…

NOT: Anlatım kurgudur. Fakat yaşanan olaylar gerçektir. Bazıları için o karanlık gece hala bitmiş değildir.